PERGE - ASPENDOS - SİDE - MANAVGAT ŞELALESİ




08:00( Konyaltı ) - 09:00 otellerden konukların toplanması, 18:00 dönüş Perge antik kenti’nin ayrıntılı ziyareti;stadyum, agora, sütunlu cadde,roma hamamı,helenistik kapı, anıtsal çeşmeler ve tiyatro Aspendos tiyatrosu yakınlarında öğle yemeği Aspendos Tiyatrosu ve tarihi su kemerlerinin ziyareti, Türk el sanatlarının da tanıtıldığı alışveriş molası, Manavgat Şelalesi' nin ziyareti, Side’nin tanıtımı ve birbuçuk saatlik free time. Antalya’ya dönüş ve otellere transfer.

PERGE

Pamphilya’nın önde gelen şehirlerinden biri olan perge,bu günkü Antalya’nın 18km.doğusunda,Kestros (Aksu) Nehri’nin 4 km batısında iki tepe arasındaki geniş bir ovanın üzerine kurulmuştur. Bu günün modern şehir planlamacılarını bile kıskandıracak muhteşem bir plana göre kurulan Perge’nin kuruluşu hakkında çeşitli söylenceler olmakla birlikte, kesin bir tarihleme yapılamamaktadır. Perge adının eski Anadolu dillerinden geldiği bilinmektedir. Kestros ırmağı’nın sağladığı avantajla Perge, tarihi boyunca hem denizden 12 km uzakta olmakla korsan saldırılarından korunmuş,hem de bir liman şehri gibi çalışabilmiştir. İlkçağ tarihçisi Strabo’ya göre Perge Truva savaşından dönen Mopsos ve Kalkhas isimli kahramanların önderliğinde Argos’tan gelen koloniciler tarafından keşfedilmiştir.Kazılardan elde edilen ve MS 120-121 yıllarına ait yazıtlar bu kolonileşmeyi doğrulamaktadır. Kıyıdan içerde ve saldırılardan uzak olan Perge, şehri koruyacak surlardan da yoksun olduğu için MÖ 333 de Makedonyalı Büyük İskender’e hiç direnmeden teslim olmuştur.İskender’in ölümünden sonra kısa bir süre Antigonos’un nüfuz alanına giren Perge sonra Seleucidler, daha sonra da Pergamum Krallığı’nın eline geçmiştir. MÖ.133 de Pergamum krallığı romaya devredildiğinde Perge tam bağımsız olmuştur. Perge’de kutsal sayılan tanrı ve tanrıçalar arasında Artemis’in çok büyük önemi vardır.Pamphilya lehçesinde Vanassa Preiia denilen bu eski Anadolu tanrıçası helenistik dönem madeni paraların üzerinde bu adla görülür ve daha sonra Artemis Pergaia adını alır. Ms 46 yılında Havarilerden St.Paul Perge’ye gelmiştir.Ancak kendi Artemis’leirine çok saygı duyan Perge halkı St. Paul’ün vaazlarına itibar etmeyince, hristiyanlık Perge’ye girebilmek için 4. yüzyılı beklemek zorunda kalmıştır. Ancak antik çağ tarihçileri tarafından görkemi hakkında çok söz edilen Perge Artemis Tapınağı’nın yeri ve kalıntıları bu güne değin saptanamamıştır .Perge’ye gelenleri ilk olarak görkemli yapısıyla 13 000 kişilik Yunan-Roma tipi tiyatro karşılar. Tiyatro’yu geçer geçmez yolun hemen sağında 34 X 334 metre ölçülerinde antik çağlardan günümüze kalan en iyi korunmuş stadyumlardan biri çıkar.Stadyumun üç kenarı zamanında dükkan olarak kullanılan 70 odayla çevrilidir.12 000 kişilik oturma kapasitesine sahip stadyumun taş ve mimari yapısı , yapının MS. 2. Yya ait olduğunu kanıtlar. Helenistik dönemde şehrin etrafı surlarla çevrilmiş ve koruma duvarlarının üzerine 12 –13 mt. Yüksekliğinde kuleler inşa edilmiştir. Ancak barış ve sükunetin sağlandığı pax Romana döneminde surlar önemini yitirmiş, tiyatro, stadyum gibi binalar surların dışına yapılmıştır. Pamphilya’nın en muhteşem roma hamamı Perge’de bulunmakta ve bu gün bile ziyaretçiler hamamın çalışma ve ısıtma sistemini gözlemleyebilmektedirler. Anıtsal kapılar, anıtsal çeşmeler, kendine özgü yapısıyla agora, şehri kuzeyden güneye kesen, ortasındaki su kanalı ve çevresindeki dükkanlarıyla büyüleyici Kolonlu Cadde kayda değer anıtlardan sadece bir kaçıdır. İmparatorluğun parçalanmasından sonraki sorunlar nedeniyle güçsüzleşen Perge, 7.yüzyılın ortalarına doğru artan arap akınlarına karşı direnememiş ve yavaş yavaş terkedildi.

ASPENDOS-BELKIS

Acropol Antalya’nın 45 km. doğusunda Köprüçay (Eurymedon) Irmağı’nın yanıbaşında 40.mt yükseklikte bir tepe üzerinde kurulmuştur. Kentin adı Luwy/Etrüsk dilinde “Asiawanda” olup “at ülkesi” anlamına gelmektedir.Hitit yazıtlarında “Asitawada” olarak söz edilen kentin tarihi MÖ. 3000 yıllarında bir acropol kent olarak başlamıştır.Tıpkı Perge gibi Eurymedon çayının gemi ulaşımına olanak sağlaması nedeniyle milattan önceki dönemlerde bir ticaret şehri olarak önem kazanmış ve büyümüştür. Zamanla ırmak alüvyonlarla dolarak gemi ulaşımı olanaksızlaşmış ve kent denizden 6 km. içerde kalmıştır. Aspendos Kenti’nden arda kalan en önemli eser ,MÖ 2:yy da bir yarışma sonucu mimar Zenon tarafından inşa edilen 17 000 kişilik tiyatrodur.Aspendos Tiyatrosu bu gün dünyanın en iyi korunmuş ve en iyi akustiğe sahip antik tiyatrosu olarak kabul edilmektedir.Toplam 41 adet olan caveaların alt taraflarının oval olması, ve en üstteki caveaya sahne binası yüksekliğine eş yükseklikte 40 adet kemerli galerinin yapılması tiyatro içindeki ses akustiğinin en iyi düzeye getirilmesini sağlamıştır. Bunun dışında seyircinin cavealardan (oturma sıraları) yukarıya doğru rahatlıkla geçebilmesi için 10 adet oyma taş merdiven ve 20. sıradan itibaren tiyatronun geniş bir diazoma ile ikiye ayrılmış olması kayda değer ayrıntılardandır. Geç Bizans döneminde açık hava kilisesi olarak hizmet veren tiyatro,12.yy dan itibaren Selçuklular tarafından kervansaraya çevrilmiş ve yakın zamanlara kadar kervansaray olarak kullanılmış ve böylece günümüze kadar sağlam kalabilmiştir. Günümüzde heryıl Antalya Film ve Müzik Festivalinin galası ,Uluslar arası Opera ve Bale Festivali ve buna bağlı çeşitli sanatsal gösteriler Aspendos Antik Tiyatrosu’nda Yapılmaktadır. Aspendos Antik Kenti’nin bugüne ulaşmış en önemli kalıntılarından biri de kente 25 km uzaklıktaki Toros Dağlarından ve vadilerinden kaynak suyu getiren su kemerleridir.Birleşik kaplar sistemine göre çalışan bu su kanalları düz platolarda 15 m. Bazı noktalarda da 30m.yüksekliğinde kemerler üzerinde inşa edilmiş ve yer yer çift katlı yapılmış,dönme noktalarına da yüksek kuleler eklenmiştir. Bu yapı bugün Dünyanın sayılı roma dönemi su kanalı örneklerinden sayılmaktadır.

SİDE

Eski Anadolu dilinde “Nar” anlamına gelen Side’nin MÖ. 1400 yılından buyana var olduğu ve sırasıyla Lidyalıların,Perslerin,Büyük İskender’in, Antiogonos’un, Ptolemaiosların egemenliğini tanıdığı bilinmektedir. Bölgedeki Suriye, Roma ve Bizans egemenlikyeri döneminde de sürekli gelişen SideMS. V., VI. Yüzyıllarda piskoposluk merkezi olarak en parlak devrini yaşamıştır. Antik Çag’ın sütunlu caddelerinin en güzel iki örneği,Anadolu’nun en büyük anıtsal tarihi çeşmesi, yine portiklerle çevrili 100X100 m. Boyutlarında antısal bir yapı olarak agora, gymnasium ve antik çağ tiyatroları içinde kendine özgü tek mimariye sahip Side Tiyatrosu ziyaretçileri büyüleyen yapılar arasında Side’nin zenginliklerinden sadece birkaçıdır. Benzerlerinin aksine ; Side Tiyatrosu bir dağın yamaçlarına yaslanmamaktadır ve her tarafından kemerli mekanlar üzerine yükseltilmiştir.20 000 kişi kapasiteli tiyatro, Pamphilya tiyatrolarının en büyüğü ve anıtsal olanıdır. Tarihi Side ‘nin kalıntıları arasına yerleşen bu günkü Side bu tarihsel zenginliği kadar olağan üstü plajları ve yarımadası gibi doğal güzellikleriyle de bir çekim merkezidir.